TAFLANCIK KÖYÜ SOSYAL VE KÜLTÜREL HAYAT


1-Düğünler-evlenmeler:

1-Görücü usulü,

2-Kız ve erkek birbirlerini severek,

3-Eğer iki tarafta birbirini sever, büyükler rıza göstermezse “uyma” dedikleri kız bohçasını alır, oğlanla kaçar. Sonra aileler arası uzlaşma olur.

4-Erkek sever, kız sevmez ve istemezse ya da kız bir şey demeyip büyüklerinin etkisinde kalırsa “çekme” dedikleri kız kaçırma ile evlilikler gerçekleşir. Kız kaçırmalar çoğu kez mahkeme konusu olur. Aileler arası bazı tatsızlıklar yaşanır. Asırlardır ilçemizde evlenmeler bu maddelerin birine göre gerçekleşir. Tabii görücü usulü ile evlenme yöremizin en fazla rağbet gördüğü bir evlenme usulüdür. Eskiden oğlan tarafı kız tarafına başlık parası verirdi. Bu konuda ve altın takı (beşi bir arada, tekli altın sayılar üzerinde) ve sair eşya konusunda aileler arası sıkı pazarlıklar olur, anlaşma olmazsa iş bozulurdu. Şimdi bu tutumlar hemen hemen ortadan kalkmış sayılır. Ancak süt hakkı diye bir para oğlan tarafı kızın anne-babasına verir. Bunda pek ihtilaflar yaşanmaz.

Düğünlerde davet olunan davetlilere yemek ikram edilir, ziyafetler çekilir. Eski düğünler yöremizde çok şaşaalı geçer, düğüne bir iki gün kala uzaktaki davetliler ve seyir yapmak için yörenin ünlü atışmacıları, türkücüleri, kaval ve kemençe ustaları çağrılır, atışmalar yapılır, kızlı erkekli horonlar oynanır, havaya silahlar boşaltılır, bombalar patlatılır, karşı beride düğün yankılarını gösterirdi. Şimdi düğünlerin o eski görkemi kalmadı.
Düğünden bir hafta sonra, yöremizdeki geleneğe göre evlenen oğlan “enişte” baklavalarla kız evine, büyüklerin elini öpmeye “yediye” gider. Eskiden bu “yediye”lerde de büyük seyirler, atışmalar, horon ve şenlikler olurdu. Şimdi yediler daha sade ve sessiz geçmektedir.

Sünnet düğünleri yöremizde pek adet değildir. Sünnet işlemini yapacak doktor veya sağlıkçı eve davet edilerek evin çocuğu sünnet edilir. Sünnet için ayrı bir tören ve şölen yapılmaz.

 

2-İmeceler
Köylümüzün sahip olduğu manevi değerlerden biridir. İmeceler, bir komşunun tarlasının toprağı aşağıdan yukarıya taşınacaksa, inşaat halindeki evinin malzemesi, inşaat mahalline nakledilecekse, inşaatın tablası dökülecekse, mısırı soyulacaksa, fındığı toplanacaksa, ayıklanacaksa, tarlası ekilip biçilecek, çayı kırılacaksa çevresindeki köy veya mahalle halkının gençlerinin (kız-erkek) 15-20 kişilik gruplar halinde toplanıp bir araya gelmesiyle oluşur. Bu imeceler eskiden, yani 30-40 sene evveline kadar horonlu, seyirli, türkülü, kemençeli oluyordu. Şimdi bunlar kalmadı. İmecelerde yemek verme adeti devam etmektedir.


3-Dinî bayramlar:
Ramazan ve Kurban bayramları dini bayramlarımızdır. Halkımız dini inançlara, dini adetlere ve teamüllere bağlı olduğu için, dini bayram geceleri neşe ve sevinç içinde arife gecesini karşılar, yıkanır, yatar; sabahleyin en iyi ve en yeni elbiselerini giyinir, güzel kokular sürünür ve erkenden camiye gider. Bayram namazını kılar, komşularla bayramlaşır,kabir ziyaretlerini yapar, ölülere Kuran ve Fatiha okur, büyüklerinin elini öper, bayramlaşmak için eve gelene bayram şekeri ve kahve ikram eder. Kolonya ve gülsuyu döker. Eğer kurban bayramı ise kurban kesme vecibesini yerine getirir. Et taksimini yapar, kurban etini çoluk çocuğu ile yer, kurban etinden komşulara ve ihtiyaçlı olanlara verir.


4-İcazet Merasimleri:
  Bu merasimler hocalık ve hafızlık icazetleri olarak ikiye ayrılır. Bu merasimlere günümüzde “Diploma töreni” denmektedir. Eskiden medreselerde ve hafızlık kurumlarında senelerce dini ilimler tahsil edenlere ve Kur’an-ı Kerimi ezberleyenlere bu tahsillerini bitirdikleri zaman müderrisler ve hafızları yetiştiren hafızlık hocaları tarafından icazetname verilirdi. Toplu halde verilen bu icazetname işlemi, o havalinin bütün alimleri, müderrisleri, havalinin hafız yetiştiren hocaları ile çevredeki ünlü kişiler davet edilmek suretiyle tertip olunan merasim esnasında gerçekleştirilir, icazet alacak olanların yakınlarıyla, çevre halkı merasim yerinde büyük kalabalıklar oluştururdu. Merasimler, ilmi sohbetler, tartışmalar, vaazlar yapılır, Kur’an-ı Kerimin tamamı icazet alacak hafız adayları tarafından bölüşülerek güzel seslerle ve düzgün kıraatle okunurdu.


5-Misafir Karşılama:
Taflancık Köyü'nde misafir sevilir. Köyümüzde her evde “çordak” ismi verilin misafir odası vardır. Eve dışarıdan gelen misafirler, bu odalarda ağırlanır, misafire her şeyin en iyisi ikram edilir, en iyi yemek önüne getirilir, en iyi yatakta yatırılır, güler yüzle karşılanır, güler yüzle yolcu edilir.
Biz anamızdan, babamızdan, büyüklerimizden bu konuda şu iki şeyi öğrenmiştik çocukluğumuzda: 1-Misafir on getirir, birini götürür, dokuzunu geldiği evde bırakır. 2-Sofranda daima karnı aç misafirin olsun ki o sofradan, Allah’ın, Halil İbrahim (A.S.)’e verdiği bereketi hiç noksan olmasın.


6-Mevlit Törenleri:
Peygamber (S.A.V.) aşığı Bursalı merhum Süleyman Çelebi’den ta Osmanlı’nın bütün dönemlerinde günümüze kadar Türkiye’mizde, mevlit okutma–mevlit töreni yapma bir dini teamül olarak Müslüman Türk milletince benimsenmiştir. Mevlit okumak ve okutmak ne farzdır ne sünnettir. Ama hayra  peygamber efendimizi topluca anmaya Ona salat ve selam getirmeye, Kuran okumaya ve topluca dinlemeye ve neticede hoş bir hava içinde vakit geçirmeye vesile olduğundan Allah Resulü (S.A.V.)’nun sevgisiyle gönülleri dolu olan Türk halkı gibi  Maki yöresi  halkı da mevlide, düğünlerinde, nişanlarında, sünnetlerinde yer verir. Dünyadan göç eden yakınları için, hacca gidecek olanlar için ve bunlara benzer hayırlı işler için evinde veya köyünde yada  ilçesinde mevlit okutturur mevlitte topluca dualar yapılır. Bu dualar elbette hayra vesiledir.


7-Diğer örf ve adetler:
Yöremizden yahut köyümüzden hacca gidecek olanlarla askere gidecek olanlar bayraklarla ve tekbirlerle uğurlanır. Yeni ölen bir kimse için yakınları mezarı başında 41 gün yasin okur veya okutturur. Cuma akşamları evlerimizde ölülerimiz için yasin okunur.

Bunun yanında bilindiği üzere köyümüzün geçimi büyük oranda tarıma dayalıdır. Taflancık Köyü’nde hayvancılık sadece aile içi ihtiyacı karşılamak için yapılır. Hayvancılık fazla gelişmiş değildir. Bunun nedeni; Köyde yaylacılığın fazla gelişmemiş olmasıdır. Eskiden beri yöremizde yapılan yaylacılık son yıllarda köylümüz tarafından  çok yaygın olarak yapılmamıştır ve günümüzde de yapılmamaktadır. (Geçmişte yöremizde hayvancılık ve yaylacılığa büyük rağbet vardı)


Köyün eğitim düzeyi yeni yetişen gençlerimizle beraber yükselme eğilimi göstermektedir. Genel olarak genç kesimin eğitim ve çalışmak için büyük şehirlere göçü köyün en büyük sorunlarındandır. Sürekli olarak gençlerin köy dışına değişik nedenlerden dolayı göçü köyün kanayan yarası haline gelmiştir.

Genç iş gücünün tarıma ve yöreye olan ilgisinin azalması değişik sorunları da beraberinde getirmiştir. Köyde kalan yaşlı insanların tarımsal faaliyetlerde çalışamaması ve işlerin yapılması için işçi veya yarıcı çalıştırmaları dışarıdan köyümüze belli oranda işçi göçüne neden olmuştur. Çok değişik kültürlerden insanların köye çalışmak için gelişi sosyal yapıyı da kimi zaman olumlu kimi zaman da olumsuz yönde etkilemesi kaçınılmaz olmuştur.

Taflancık köyü insanı teknolojik gelişmelere de kısa süre içinde ayak uydurmasını bilmiştir. Birçok köy için lüks olabilecek şeyler köyümüzde yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Hızlı İnternet bağlantısı olarak bilinen ADSL köyümüzde şu an kullanılmaktadır. Bu imkân dışarıyla olan iletişimimizi maksimum seviyeye çıkarmıştır. Bilgisayar kullanımı da bu imkânların gelmesiyle oldukça yaygınlaşmıştır. Bu tür teknolojik gelişmelerin köy ortamına girmesinin olumlu etkilerinin yanı sıra olumsuz etkileri de oldukça fazladır. İnsanlar arasındaki birebir ilişkileri azaltması ve komşuluk bağlarını zayıflatması gibi.

Her ne kadar eskiye oranla birincil ilişkiler zayıflamış olsa da, insanlar arasındaki bağlar oldukça güçlüdür. Bazı işlerin yardımlaşarak imece usulü yapılması bu bağları pekiştirici etki göstermekte ve insanlar arasındaki dayanışmayı arttırmaktadır.

İnsanımız çilesini kemençeye nakşetmiş ve çaydan damıtmıştır. Yoğun geçen çalışma saatlerinden sonra dinlenen yöresel ezgiler ve içilen çaylar yorgunluğu almaktadır.Köy kahvehaneleri aynı zamanda dünyadan haberdar olmanın ve yörede olup bitenlerin konuşulduğu merkezlerdir. Köy merkezindeki camide insanımızın günlük hayatında önemli yer etmiştir.  Hem dini vecibelerini yapıyor hemde sohbet etmek imkanı buluyorlar. Özellikle ramazan ayında köyümüzün havası cami etrafında şekillenir.

Eskiden çocukların vakit geçirmek için tahtadan arabalar yapar uygun patika yollarda yarış yaparlardı. Kimisi tahta arabanın hızlı gitmesi için evden katı yağ aşırır tekerleklere sürerdi. Çalışmanın yoğun olduğu bu zamanlarda bazen büyükler çocukların oyunlarına tahammül göstermezdi.

Geçmiş yıllarda insanımız sabah ezanıyla kalkar, ibadetini yaptıktan sonra güneşin ilk ışıklarıyla kapısını açardı. Günü doya doya yaşardı. Evden çok arazide dururlardı. Nihayetinde ekmeklerini topraktan çıkarıyorlardı.

Haliyle zaman ve teknoloji ilerledikçe çalışmanın şekli ve biçimi de değişti. Ve bu değişimden Taflancık Köyü’de nasibine düşeni aldı.

 

Anket

Sitemizi Beğendiniz mi ?




Sonuçlar Oy Ver

Yazarlar

Muammer YEŞİLYURT

Muammer YEŞİLYURT

Vakfımıza Emeği Geçenler

  • Tufan YEŞİLYURT

  • İsmail KARAALİOGLU

  • Mustafa ÖZDEMİR

  • Ahmet YEŞİLYURT

  • Mehmet YILDIZ

  • Muzaffer ZENGİN

  • Vahap KANITOĞLU

  • Musa KANITOĞLU

  • Celal ÖZDEMİR

  • Mustafa KANITOĞLU

  • Mehmet ZENGİN (Ahmet oğlu)

  • Ahmet BURMA (Aziz oğlu)

  • Ahmet YEŞİLYURT (Talip oğlu)

  • Tayyip YILDIZ (Emin oğlu)

  • Hüseyin ZENGİN (Cafer oğlu)

  • Selahattin KANITOĞLU

  • Şeref KIR

DuyurularKapat

Yarın Çok Geç Olmadan...

İslami ilim tahsil eden yavrularımızın ihtiyaç ve iaşesini temin etmek, kendilerine yardımcı olmak, üniversite okuyan köylü öğrencilerimize eğitim katkısı sunmak ve Kur'an Kursu hizmetlerinin devamı için siz hayırsever hemşerilerimizin hassasiyetine müracaat ediyor, BAĞIŞ, SADAKAYI CARİYE, FİTRE ve ZEKATLARINIZI Taflancık Eğitim Ve Kültür Vakfımıza bekliyoruz.

Allah cc yapacağınız yardımları kabul etsin.

Vakıf Başkanı Ahmet YEŞİLYURT

09 Ekim 2014 Perşembe