Yaylacılık Kültürü - 1 | 24 Aralık 2013 Salı

Taflancık Eğitim Ve Kültür Vakfı’nın olağan toplantısını  geçen Pazar günü vakıf merkezinde icra eyledik. Vakıf başkanı Ahmet Yeşilyurt’un konuşmasının sonuna doğru öne çıkardığı projelerden biri yaylacılık kültürünün canlandırılması oldu. Tarım ve orman köylüsü olduğumuzdan geçmişte geçim kaynaklarımız arasında birinci sırayı hayvancılık alırdı. Şimdilerde köylülerimizin yoğurdu bile marketlerden temin etmesi gerçeğini düşününce  yaylacılık ve ahır besiciliğinin  özelde köyümüzde genelde yöremizde ne kadar dibe vurduğuna şahit oluyoruz. 

 
Bundan yaklaşık 10-15  yıl önce sabahın erken saatlerinde ve gün batımı ile birlikte ahırların yolunu tutan  ev hanımlarını görürdük köyümüzde, mahallemizde...


Sabah ezanı ile kuşluk vakti denilen zaman arasında ineklerin sütü alınır ve bakımları yapılırdı. Evlerin bacalarından dumanlar tütmeye başlarken otlak yeri olanlar  hayvanlarını açık alana çıkarır birkaç saat beklerdi. Okulların tatil olduğu zamanlar Varandiko Mahallesi –Lahanlık denilen yerde  inek bekleme  işini üstlenirdim. Tabi bu birazda o zamanlar istemeye istemeye “evet”  dediğimiz bir işti. Kıroğlu mahallesinde Kemal Amcayı hatırlarım son yılarda yapıyor mu bilmiyorum yol boyunca hayvanları gezdirir karınlarını doyururdu.


Yeşil cennet köyümüzün her mahallesinde benzer görüntülere erken vakitlerde rastlamak mümkündü. Ancak şimdilerde bırakın  hayvancılıkla uğraşmayı insanımız sabahın bereketinden mahrum olarak yataklarında uyumakta…


Ne yazık ki artık geleneksel köy hayatına aykırı olarak, köylülerimiz hemen  hemen tüm ihtiyaçlarını,  Cuma günleri ayaklarına kadar gelen dört tekerlekli manavdan temin ediyorlar. Artık insanlar hayvancılıkla uğraşmıyor ve tarla üretimi yapmıyor. Köy insanımız bile üretmeden tüketmenin peşine düştü maalesef…


Elbette yöremizin engebeli arazilerinin zorlukları vardır ama  köyümüzde eskiden yaşanan ekme ve biçme imecelerine ve kokusunu uzaktan hissettiğimiz tarla fasulyesine, patatesine,mısırına, lahanasına kaçımız hasret değil …


Sonra mayıs ayının gelmesiyle hazırlığını tamamlayan  yaylacılar göç yapardı. Bu göç aslında bir nevi yaylası olmayanlarında  ineklerini komşularına vererek  çay zamanı  rahatlaması demekti. Asıl amaç hayvanların yaz aylarında rahat etmesi ve doğal besi yapması idi.
Hatırlıyorum da yaylalar şenlendiğinde sanki köydeki her evin bir şubesi vardı orda. Yaylada hayat kaldığı yerden devam ediyordu. Lakin şimdi Taflancık Köyü’nden yaylacılık yapan ev sayısı  iki ya da  üç…


Velhasıl dostlar mesele uzun…
Şimdilik yazımızı Abdullah Kahraman Hocamızın Sükût Dergisinde  sayı.5 / Ocak-Şubat/2007 tarihinde yazdığı şiiriyle bitirelim
Bizim Köy
Dün...
Solmayan çiçekler vardı bahçelerinde,
İsimleri değişirdi mevsimden mevsime.
Dupduru akarda köyümüzdeki dere,
Mekân olurdu saçaklar serçelere.
Bugün...
Ne çiçek kalmış, ne bahçe,
Serçeler göçmüş, susuz, bulanık dere.
Yok, ağaçtan evler, küçük pencere,
Köy bizim köy de, içindekiler nerede?

Selam ve dua ile…
 

Vakfımıza Emeği Geçenler

  • Tufan YEŞİLYURT

  • İsmail KARAALİOGLU

  • Mustafa ÖZDEMİR

  • Ahmet YEŞİLYURT

  • Mehmet YILDIZ

  • Muzaffer ZENGİN

  • Vahap KANITOĞLU

  • Musa KANITOĞLU

  • Celal ÖZDEMİR

  • Mustafa KANITOĞLU

  • Mehmet ZENGİN (Ahmet oğlu)

  • Ahmet BURMA (Aziz oğlu)

  • Ahmet YEŞİLYURT (Talip oğlu)

  • Tayyip YILDIZ (Emin oğlu)

  • Hüseyin ZENGİN (Cafer oğlu)

  • Selahattin KANITOĞLU

  • Şeref KIR

DuyurularKapat

Yarın Çok Geç Olmadan...

İslami ilim tahsil eden yavrularımızın ihtiyaç ve iaşesini temin etmek, kendilerine yardımcı olmak, üniversite okuyan köylü öğrencilerimize eğitim katkısı sunmak ve Kur'an Kursu hizmetlerinin devamı için siz hayırsever hemşerilerimizin hassasiyetine müracaat ediyor, BAĞIŞ, SADAKAYI CARİYE, FİTRE ve ZEKATLARINIZI Taflancık Eğitim Ve Kültür Vakfımıza bekliyoruz.

Allah cc yapacağınız yardımları kabul etsin.

Vakıf Başkanı Ahmet YEŞİLYURT

09 Ekim 2014 Perşembe