Köylüler cebinde kutu kutu ilaç taşıyor ! | 10 Nisan 2013 Çarşamba

Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı Gazeteci-Yazar Kemal Özer Bey'e e-mail ile göndermiş olduğumuz  soruların cevapları yöremiz insanı açısından oldukça önemli. Çayk ekim alanlarında kullanılan sunni gübrelerin, bahçelerdeki yabani otların temizlenmesi için son yıllarda kullanılan ilaçların  sağlığımıza etkilerini okuyunca bir kere daha düşüneceksiniz.

İşte kendisine mail yoluyla ulaştırdığımız sorulara Kemal Özer Bey'in verdiği cevaplar.

Sunni gübre kullanılarak üretimi yapılan Karadeniz çayı için neler söylersiniz ?


Kemal Özer : Suni gübreler hem sağlık açısından hem de toprak kalitesi açısından tehdit oluştururlar. Toprak verimliliğini sağlayan en önemli unsur topraktaki solucanlardır. Solucanlar topraktaki inorganik maddeleri organik maddelere dönüştürürler. Bu da toprağa atılacak sentetik gübrenin sağlayacağı sözde verimlilikten kat be kat fazladır. Bu tehlikeli sentetik gübreler toprağa atılır ise solucanlar ölür. Böylece toprağın yapısı bozulur ve verim düşer. Toprak bu gübreye bağımlı hale gelir. Gübre toprağın yanı sıra yağmurla su kaynaklarına giderek su kaynaklarını kirletir. Kimyasal kirliliğe maruz kalmış sular hem içenlerde kanser, organ yetmezliği gibi sorunlara yol açar hemde sulamada kullanıldığında toprağın yapısını bozarlar. Allah tabiatta muazzam bir denge kurmuştur. Bu tür sentetik uygulamalar Allah yaratılış dengesini bozar dolayısıyla da sağlığımız bozulur. Karadeniz dünyanın en güzel çayının yetiştiği bölgedir. Gübre ne yazık ki burada yetişen ürünleri güvensiz kılmaktadır. Temiz bir besinin bu şekilde kirletilmesi de ciddi bir vebal olsa gerektir.


Son yıllarda yabani otları temizlemek için kullanılan ilaçlar var. Bunlar otalara püskürtülerek yabani otların uzun süre bitmemesini sağlıyor. Bu ilaçları kullanan vatandaşlarımıza bir öneriniz var mı ?


Kemal Özer: Gübrede olduğu gibi bu maddelerde benzer risklere yol açar. Toprağı tembelleştirir. Bu otları ilaçlamak yerine tohumlanmadan yolup torağa bıraktığımızda çürüyerek gübreye dönüşürler. Bu ilaçlar bitki köklerinde emilerek bitkiye oradan da tüketiciye geçer. Gübre ve ot ilacı o bölge insanın kendi nesli için yapabileceği en büyük ihanettir.


Bal yetiştiriciliği yapan vatandaşlarımız neye dikkat etmelidir?


Kemal Özer: Bal, Allah’ın kulları için benzersiz ikramlarından biridir. Herkes bilir ki en sağlıklı bal, karakovan balı olarak tanımlanan, arıya dışarıdan suni petek dahil hiçbir şeyin verilmediği baldır. Şeker ve glikoz, uyuşturucuda maddelerden daha tehlikeli bir kimyasaldır. Bu nedenle şeker ve glikozun dünyadaki yeni adı: ‘yasal uyuşturucu’dur. Glikoz ise şekere oranla 7-8 kat daha tehlikelidir. Arıya şeker verilmesi, kovana temel petek eklenmesi arıyı tembelleştirir, balın kalitesini üşürür. Dolayısıyla da karlılığı azaltır. Temel peteğin ne denli kötü bir madde olduğunu en iyi arıcılar ve baldan anlayanlar bilirler. Bir şeyin şifalı olabilmesi için insan tarafından müdahale edilmemesi veya en az müdahaleye maruz kalması gerekir. Arıda bir canlıdır ve müdahaleler onu da değiştirir. Arının ve kovanın yapısının bozulması, balın da bozulması demektir. Balın bozulduğu bir ülkede sağlam ne kalır ki? Bizim ucuz bala değil, gerçek bala ihtiyacımız var. Her şeyin çoğunu yemek gibi çok bal yemek de tehlikelidir. Bu nedenle hileli baldan yarım kilo yiyeceğinize, kaliteli baldan bir tatlı kaşığı yemeniz daha efdal ve şifalıdır. Hilelere müracaat eden tamahkar insanlar, çok kazanmış gibi gözükürler oysa yalan ve tamahkarlık bereketi yok eder. Ayrıca bütün bunların hesabını da Allah’a vereceğimizi düşünürsek, iyi bir arıcı zaten hileye müracaat etmez. Dolayısıyla da helal ve temiz kazanmaya gayret eder. Bal üreten dostlarımızdan ricamız hilesiz bal üretin, www.geleneksel.com.tr müracaat edin sizin balınızı değerinden satılmasını sağlayalım. Hem siz emeğinizin tam karşılığını alın, hem helal ve temiz kazanç elde edin, hem de tüketenler gözül rahatlığı ile tüketerek sizlere dua etsinler.


Zayıf peteklerin güçlendirilmesi için şekerden şerbet yapılarak arılara yediriliyor (arıların güçlenmesi için ) bu doğru mudur ?


Kemal Özer: Balın tamamının kovandan alınması arının hakkının gaspı dolayısıyla hırsızlıktır. Çünkü balda asıl hak sahibi ardır. Şeker veya arı yemi gibi bozuk gıdalardan yapılan şeyleri arısına verenler sadece kendilerini kandırırlar. Tamahkarlık edip , balın tamamını almamalı ve arı şekerle beslenmemelidir. Bu nedenle gerekçesi ne olursa olsun arıya şeker, glikoz ve arı yemi gibi şeyler yerdirmek kesinlikle doğru değildir. Şeker, insanda da arıda da yani tüketen herkes de bağımlılık yapar ve tembelliğe yol açar. Arılar üzerinde yapılan araştırmada arıların doğal davranışların ve beslenmelerinin dışına itildiklerine hileye müracaat ettikleri ve tembelleştikleri görülmüştür.

Son olarak köydeki vatandaşımız bile yoğurdunu marketten alır hale geldi ? Sağlıklı nesiller ve bedenler için birkaç tavsiyede bulur musunuz ?


Kemal Özer: Yiyip içmek her canlı için fıtri bir zarurettir. Bu nedenle hiçbir insan bundan imtina edemez. Bu durumda da mesele, yiyip içmemede değil; neleri, nasıl, hangi miktarda yiyip içtiğimizdedir. Yarım asır önce sağlıklı olan insanlara, şimdi ne oldu da hemen hepsi daha önce adını sanını duymadığımız hastalık ve belalara duçar oldular? Çünkü artık köylüsü de kentlisi de, çobanı da müsteşarı da, zengini de fakiri de kötü, işlenmiş kötü ve tehlikeli sözde gıdaları tüketiyor.
Yoğurt, ısıtılan sütün mayalanması ile olur. Oysa raftaki ‘yoğurt’ diye satılanlar yoğurt değil, yoğurda bezeyen sentetik karışımlardır. Önemli olan yaşamak ya da çok yaşamak da değildir. Mesele, az veya çok ömrünüzü ne kadar kaliteli ve sağlıklı geçirdiğinizdir. Gıdalarını raftan alan insanların sağlıklı olmaları beklenmez ve mümkün de değildir. Sağlıklı olmayan insanların kaliteli bir hata sürmeleri de imkansızdır. Eskiden bir köyde ya bir ya da iki kişinin çocuğu olmazdı ve onlara bilaveled yani çocuksuz kimse denirdi. Oysa şimdi köylerde bile birçok kimsenin çocuğu olmuyor ve köylüler bile tüp bebek merkezlerine gidiyor. Artık köylüler de kanser, köylüler de kalp damar, tansiyon, şişmanlık sorunu yaşıyorlar. Eskiden ilaç nedir bilmeyen köylüler bile cebinde kutu kutu ilaç taşıyorlar. Bu nasıl köylülük, bu nasıl yaşama? Allah bizden ‘helal ve temiz’ gıdalarla beslenmemizi emrediyor. Az, ölçülü ve temiz ürünler tüketmeliyiz. Yoksa bizden sonraki çocuklar için bu dünya adeta bir cehenneme dönecek.

Taflancık Eğitim Ve Kültür Vakfı olarak Gıda Güvenliği Hareketi Genel Başkanı Gazeteci-Yazar Kemal Özer Bey'e  bizlere vermiş olduğu bilgiler için teşekkür eder, çalışamalarında başarılar dileriz.

 

Muammer YEŞİLYURT

 

Vakfımıza Emeği Geçenler

  • Tufan YEŞİLYURT

  • İsmail KARAALİOGLU

  • Mustafa ÖZDEMİR

  • Ahmet YEŞİLYURT

  • Mehmet YILDIZ

  • Muzaffer ZENGİN

  • Vahap KANITOĞLU

  • Musa KANITOĞLU

  • Celal ÖZDEMİR

  • Mustafa KANITOĞLU

  • Mehmet ZENGİN (Ahmet oğlu)

  • Ahmet BURMA (Aziz oğlu)

  • Ahmet YEŞİLYURT (Talip oğlu)

  • Tayyip YILDIZ (Emin oğlu)

  • Hüseyin ZENGİN (Cafer oğlu)

  • Selahattin KANITOĞLU

  • Şeref KIR

DuyurularKapat

Yarın Çok Geç Olmadan...

İslami ilim tahsil eden yavrularımızın ihtiyaç ve iaşesini temin etmek, kendilerine yardımcı olmak, üniversite okuyan köylü öğrencilerimize eğitim katkısı sunmak ve Kur'an Kursu hizmetlerinin devamı için siz hayırsever hemşerilerimizin hassasiyetine müracaat ediyor, BAĞIŞ, SADAKAYI CARİYE, FİTRE ve ZEKATLARINIZI Taflancık Eğitim Ve Kültür Vakfımıza bekliyoruz.

Allah cc yapacağınız yardımları kabul etsin.

Vakıf Başkanı Ahmet YEŞİLYURT

09 Ekim 2014 Perşembe